24 Kasım 2020 Salı

Bir Zaman Hatırası

Bir merdiven tıkırtısıydı en büyük isyanın.

Senden habersiz, senden ayrı hiçbir şeye dayanamazdın.

Söylesene sen neydin melek mi?

Farkındalık

Farkındalık, çoğumuzun sahip olduğunu sandığı ve aslında tam manasıyla başaramadığı bir konu. Çünkü birinin gerçekten farkındalığı olması için önce kendini çok iyi tanıması ve anlaması gerekiyor. Kendini tanımak ise tıpkı bir başkasını tanıdığımızda ki gibi insanın  kendisiyle uzun sohbetler etmesiyle oluşuyor. Sorduğu sorular neticesinde ulaştığı cevaplar adeta insanın kendinden içine açılan penceresi. Ne istiyorum? Ne bekliyorum? Ne beni mutlu eder? Ne beni üzer? Neye Kırılırım? Doğru hissedebiliyor muyum? Gibi soruların cevapları aslına kendine giden bir yol haritası.

29 Ekim 2020 Perşembe

Oyunbozan

Uzun ve düz bir yol değildi elbette

Köşe başları vardı

Her biri ayrı yollara çıkan

Yürüdükçe kaybolduk

Gittikçe başa döndük

22 Ekim 2020 Perşembe

Arınma

 Affetmeyi bildiğini sanır çoğu insan. Ya da hiç kalp kırmadığını düşünür. En çok vicdan azabından korkar. Ya da haksız olmaktan. Bilmez her duygunun olaylar karşısında objektif gelişebileceğini. Hep kırılan olamazsınız ya da hep haklı. Hep iyi de değilsiniz hep kötü de. Her ne koşulda olursa olsun öz benlik anlatmaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Anlaşıldığında da tatminlik duygusu yaşamak ve kendine inanmak ister. Oysa iç muhasebesini tamamlamamış kendine dışarıdan bakamayan her insan sanrılar içinde yaşar. İletişim bu yüzden önemlidir. Yanlış hissedebileceğini ve düşünebileceğini bilmelidir. Kendi muhasebeni hiç çekinmeden tüm gözler önünde yapabilmeli, herkes doğru dese bile  yanlışını göre bilmelidir. Ya da tam tersi. 

Mucize

Bir bak kendine uzun uzun, öyle üstünkörü değil,
Bir bak kendine
Bir bak içine en derinine

Geç gelen rüzgarların süpürdüğü o umur,
Sahi duruyor mu yerinde?
Çoktan kaybolup gitti mi?
Gençliğinle

Fark Et




          Düşlediğin her şey yüreğinde; yüreğinde ne varsa hayatında da o var. Ne hissediyorsan onu çağırıyorsun. Artık farkındayız. Kötülüğün, bencilliğin ve duyarsızlığın bu kadar yayıldığı bir coğrafyada bulaşıcı bir hastalık gibi umutsuzluk yayılıyor. Oysa sadece nefesimize bile şükür etmemiz gerekirken hemen hemen her şeyin şikayet sebebi sayıldığı zamandayız. İnsanların bir çıkış noktası aramaları kendilerine yönelmeleri elbette bataklığı kurutmaz ama batmamızı engeller. Nasıl mı?

Her Şey Değişir

Bir zamanlar dünyanın en güzel yerinde en güzel duyguların barındığı muhteşem bir rüya vardı. O rüyaya dalmak herkesin bildiği gibi gözlerini yumarak olmuyordu. Uzun bir içsel yolculuktan geçiyordu varış ve bu yol çok meşakkatli bir yoldu. Önce içsel yolculuğu tamamlamak gerekiyordu. Kusurlarınla yüzleşmek, kendini yenmek ve belkide en zoru olan nefsini köreltme, terbiye etmen lazımdı. Bir süre sonra yabancılaşıp hiç bir yere ait değilmişsin duygusu seni sardığında yani tam da geldim galiba dediğinde yüzünü dışarıya dönüp tüm dünyayla ve içindekilerle kucaklaşmak sanıldığından çok daha zor olacaktı.