21 Aralık 2013 Cumartesi
TAHAMMÜLSÜZLÜK
Tam da burada başlıyor sorun.
Kendi düşünme sisteminizin en doğru olduğunu düşünerek; etrafınızdaki herkesin bu kendince haklılık durumunu, kabul etmesini beklemekle. Düşündüklerinizi evrensel kanun olarak kabul etmek sizinle aynı haklılık payına sahip olan kişiye haksızlık değil mi?
23 Ekim 2013 Çarşamba
KEŞİF
Yaşanmışlıkların üzerini örterek ilerliyor zaman ya da belki de duruyor biz ilerliyoruz. Büyüyoruz, büyüdükçe birikiyor dünler, gönül sandığını doldurur gibi anılar seçiyoruz. Ama öyle bir an geliyor ki eski fotoğrafları karıştırır gibi karıştırıyorsun, düşünüyorsun sevinçlerini, üzüntülerini, heyecanlarını, korkularını, hayallerini...
1 Ekim 2013 Salı
VEDASIZ
Sihirli bir el kaldırsın,
çocukluğunun üzerine yığılan taşları,
köşe başlarındaki ışıkların melodisi ıslık,
duvarlarda yankılanırken saklar mı korkunu.
8 Eylül 2013 Pazar
YAZ BİTTİ AŞK KALDI
Bir yaz daha bitti aşklarıyla, telaşlarıyla, güzel hatıraları, hatırı sayılır yanıklarıyla :). Bütün kış bekledik planlar yaptık, araştırdık, taradık ve nihayeti yaşadık bitti, tıklım tıklım beachler kedilere kaldı . Tatil dönüşü konuşulacak, yapılacak çok şey birikti, arkadaşlar arandı uzun kahve sohbetleri planlandı havadisler, dedikodular, kritikler...
Arkadaşımla buluştum tatil dönüşü bronz tenlerimiz, yazdan kalma elbiselerle hala tatil havasındaydık, nasılsın iyi misin? Şu nasıl bu nasıl? Nerelere gittin? Neler yapacaksın ? Vesaireden sonra sohbet derinleşti ''eee dedim aşk var mı aşk? ''
AŞK
Mevsimler gibi değişti duyguların da iklimi. Artık bir duygu durumundan diğerine geçiş saniyeyi bulmuyor; belirsizlik çoğaldıkça onu yok etme çabası da artıyor, tuhaf bir kısır döngü. Bir adım ilerleyebilmenin tek yolu gibi duruyor AŞK. Onu arıyor, onu istiyor, onu bulamıyor aslında onu beğenemiyor herkes.
4 Eylül 2013 Çarşamba
HAYATIN SENSİN
Hazırlıksız, plansız çıktığın bir yolculuksa hayat; yolda gördüklerin rehberin, tanıdığın herkes öğretmenin. Saf duygu ve özümüzle geldiğimiz dünyanın, büyürken bizden alıp götürdüğüne inanırız. Çocukluğumuzdan beri merak ettiğimiz, öğrenmeye, tanımaya, anlamaya çalıştığımız hayatı; biraz itilerek, biraz da isteklerimiz doğrultusunda yönlendirmeye çalışıp, bir gerçeklik yaratırız ya da bir gerçeklik yarattığımızı sanırız, ta ki çıkmaz sokaklara gelene kadar. Burası yaşanmışlıklardan ziyade yaşanmamışlıkların getirdiği tıkanıklıktır.
IŞIKSIZ
Öyle uzun zamanlardan değil, kısa kısa anların toplamı.
Yağmurun taze ıslattığı bir camdan dünyaya bakmak gibi,
hazinesi tomurcuğunda gizli,
aklından geçiremediğin her duyguya
inanan mavi.
3 Eylül 2013 Salı
'' yüzölçümü olmayan bir kalbim var benim ''
Telefonun ucundaki sese hasretle sarılan ellerim var benim,
kilometreleri bir dakika da giden ayaklarım,
bir bedene sığmış kalabalığım,
cır cır böceklerinin vebalini taşıdığım bir hayat.
31 Ağustos 2013 Cumartesi
YENİ GÜN
Her yeni gün muhtaç, bir diğer güne
hikayesiyle örtüşmeye,
rüyaların kefesi farklı büyüklükte.
Neleri aldım, neler yarım kaldı, neler eksik,
arsızlığın, doyumsuzluğun salyası yüzlerde,
sarmaşıkların daha da karışırmış derinleştikçe,
kalenin duvarları görünmez
ne kadar uzak artık sahilde.
BAŞLAMALI YENİDEN
'' Bebeler ergen doğuyor, ninniler kahramanlık masalları, yaşayanlar bu kanlı haritada,taşırken iki büklüm onca yası, bir büyük gözaltı hayatımız, ölü çocuklar coğrafyasında, kayıplar destanı hikayemiz, melekler anaların dilsiz yasında....''
MUHTEREM
Uyku tutmayan gecelerden birinde camdan dışarıyı seyrederken görmüş onu ilk.Sokağın bir başından bir başına elinde telefonla hararetli bir konuşma yapıyormuş genç adam, önemli ya da kötü bir şeylerin telaşlı konuşması gibi gelmiş başta, telefonu kapatıp kaldırıma oturup ağlamaya başlayınca bunun sancılı bir ayrılık olduğunu söylemiş içi, içi burkulmuş biraz, yüreğinin çok derinlerindeki bir yara izine dokunulmuş gibi hissetmiş baş edememiş.Su içmeye gittiğinde mutfağa, döndüğünde adamı aynı yerde görememiş.
29 Ağustos 2013 Perşembe
ÜMİTSİZLİK
Yerine koyamadığımız bir çok şey eksilip gidiyor hayatımızdan; her boşluğu yeni korkular, yeni endişeler dolduruyor. Bir sürü yolunda gitmeyen şey, ayağımıza takılan bir sürü şey. Tuhaf bi kehanetin parçasıymışız gibi aksi gidiyor birden bire. Ne yapsak debelendikçe, bir batak gibi içine çekiyor ümitsizlik. Böyle zamanlarda olumlu düşünmek elbette zor. Kendimizi yorgun, bitkin, çaresiz hatta şansızlık timsali gibi hissedip, bütün iyi zamanlarımızı tümüyle unutabiliyoruz.
28 Ağustos 2013 Çarşamba
AMA'SIZ
Öyle bulanmış ki gözlerin tutkunun tozuyla, aksine doğru bir yolda ilerlediğinin farkında bile değilsin. Bir dursan, bi ıslansa gözlerin yağmurda, kendinle açtığın mesafe kapanacak, sesin yankısını bulacak karanlıkta.
KENDİLİĞİNDEN OLAN GÜZELDİR
Kendiliğinden olan her şey en güzelidir. Tüm yaşadıklarımızın ve yaşayacaklarımızın iradesi tabi ki kendimizde, hatta belli ölçüde geleceğimizi inşa da edebiliriz ama bu zorlama, dayatma ya da ısrara dönüştüğü noktada çarkın dişlisini tam tersine döndürüyor insan.
27 Ağustos 2013 Salı
ZAMAN SİZİ BEKLEMEZ
Her şeyi erteleye bilirdin, kendini şımartmayı, kendinle dertleşmeyi, yağmurda yürümeyi, çimlere uzanıp gökyüzünü seyretmeyi, şarkı söylemeyi, aynada uzun uzun kendine gülümsemeyi, hiç bilmediğin bir yere yolculuk yapmayı, gönül terazisini eşitlemeyi... diyerek uzayıp giden binlerce şeyi. Nasılsa bir gün zamanı gelir diye? Gelir mi gerçekten?
25 Ağustos 2013 Pazar
HER ŞEY YOLUNDA GİTMEZSE ?
Hayatın uzun bir yolculuk olduğunu düşünürsek yaşadıklarımızın da gördüğümüz manzaralar olduğunu kabul edebiliriz. Bazen günlük güneşlik, bazen yağmurlu, bazen bir deniz kenarı, bazen yemyeşil bir orman , bazen susuz yapraksız kurak bir toprak, bazen dağ taş tepe, bazen fırtına, bazen kar... Gerçekten de böyle değil midir? Üzüntüler, sevinçler, hüzünler, neşeler, mutluluk, can acısı, kavgalarımız, özlemler, kavuşmalar...
24 Ağustos 2013 Cumartesi
SENDE KALDIM
Belki zamansızlığı çekiciliği bunu o zaman bilmeme imkan yoktu, samimiyetsiz bir kalabalığın içinde sahte gülücükler dağıtanlar, herkes önemli edasıyla salınırken ortalarda, bir sen orada değildin bir de ben. Sanki onca insanın arasında bir sen bir ben almıştık hüzünden nasibimizi, yükselen seslerden duyamıyorduk sessizliğimizi . Nihayetinde son bulan gürültü sadece bizim duyabildiğimiz bir sese bırakmıştı yerini. Bir süre çözmeye çalıştım, içimdeki benle çok daha öncelerden gelen tanışıklığını. Sanki aramızda kimselerin bilmediği bir sır vardı ,sende buna gönüllü ortak oluyormuşsun gibi. Anlayamamıştım herkes yabancı bir sen yakın, en yakın. Bu yakınlık önce ruhumu okşamış sonra korkutmuştu . Vazgeçtim düşünmekten neden vazgeçtiğimi bilmeden. Uzaktın aslında en uzak.
MÜKEMMEL OLMAYA GEREK VAR MI?
Sürekli eksiklik hissiyle yaşamak, devamlı olmayan yanı görme ve bu yönde performans sergilemek ne kadar yorucu, ne kadar yıpratıcı.Yetersizlik duygusunun yarattığı depresif tavır hem çevresi hem kendisi için büyük bir kabus insanın. Daha iyisini yapma arzusuyla daha iyisini yapamama korkusu savaşır durur. Tabi bu durumu çok ince çizgiyle ayırmak gerekiyor her şeyi hakkıyla, elinden geldiğince titizlikle yapmaya çalışmakla; yaptığınız her şey de problem bulmak ,stres yaşamak sürekli bir kusur bulmak, gerilmek arasındaki farkı bilmeli.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)