31 Ağustos 2013 Cumartesi

YENİ GÜN



       Her yeni gün muhtaç, bir diğer güne
       hikayesiyle örtüşmeye,
       rüyaların kefesi farklı büyüklükte.

       Neleri aldım, neler yarım kaldı, neler eksik,
       arsızlığın, doyumsuzluğun salyası yüzlerde,
       sarmaşıkların daha da karışırmış derinleştikçe,
       kalenin duvarları görünmez
       ne kadar uzak artık sahilde.

BAŞLAMALI YENİDEN

  ''  Bebeler ergen doğuyor, ninniler kahramanlık masalları, yaşayanlar bu kanlı haritada,taşırken iki büklüm onca yası, bir büyük gözaltı hayatımız, ölü çocuklar coğrafyasında, kayıplar destanı hikayemiz, melekler anaların dilsiz yasında....'' 

MUHTEREM

  
         Uyku tutmayan gecelerden birinde camdan dışarıyı seyrederken görmüş onu ilk.Sokağın bir başından bir başına elinde telefonla hararetli bir konuşma yapıyormuş genç adam, önemli ya da kötü bir şeylerin telaşlı konuşması gibi gelmiş başta, telefonu kapatıp kaldırıma oturup ağlamaya başlayınca bunun sancılı bir ayrılık olduğunu söylemiş içi, içi burkulmuş biraz, yüreğinin çok derinlerindeki bir yara izine dokunulmuş gibi hissetmiş baş edememiş.Su içmeye gittiğinde mutfağa,  döndüğünde adamı aynı yerde görememiş.

29 Ağustos 2013 Perşembe

:))





           sen gel de yeter ki içinden
           ben duyarım.

ÜMİTSİZLİK





                 Yerine koyamadığımız bir çok şey eksilip gidiyor hayatımızdan; her boşluğu yeni korkular, yeni endişeler dolduruyor. Bir sürü yolunda gitmeyen şey, ayağımıza takılan bir sürü şey. Tuhaf bi kehanetin parçasıymışız gibi  aksi gidiyor birden bire. Ne yapsak debelendikçe, bir batak gibi içine çekiyor ümitsizlik. Böyle zamanlarda olumlu düşünmek elbette zor. Kendimizi yorgun, bitkin, çaresiz hatta şansızlık timsali gibi hissedip, bütün iyi zamanlarımızı tümüyle unutabiliyoruz.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

AMA'SIZ

           


           Öyle bulanmış ki gözlerin tutkunun tozuyla, aksine doğru bir yolda ilerlediğinin farkında bile değilsin. Bir dursan,  bi ıslansa gözlerin yağmurda, kendinle açtığın mesafe kapanacak, sesin yankısını bulacak karanlıkta.

KENDİLİĞİNDEN OLAN GÜZELDİR

     


                      Kendiliğinden olan her şey en güzelidir. Tüm yaşadıklarımızın ve yaşayacaklarımızın iradesi tabi ki kendimizde, hatta belli ölçüde geleceğimizi inşa da edebiliriz ama bu zorlama, dayatma ya da ısrara dönüştüğü noktada çarkın dişlisini tam tersine döndürüyor insan.

27 Ağustos 2013 Salı

ZAMAN SİZİ BEKLEMEZ

         



                Her şeyi erteleye bilirdin, kendini şımartmayı, kendinle dertleşmeyi, yağmurda yürümeyi, çimlere uzanıp gökyüzünü seyretmeyi, şarkı söylemeyi, aynada uzun uzun kendine gülümsemeyi, hiç bilmediğin bir yere yolculuk yapmayı, gönül terazisini eşitlemeyi... diyerek uzayıp giden binlerce şeyi. Nasılsa bir gün zamanı gelir diye? Gelir mi gerçekten?

25 Ağustos 2013 Pazar

HER ŞEY YOLUNDA GİTMEZSE ?

                   



             Hayatın uzun bir yolculuk olduğunu düşünürsek yaşadıklarımızın da gördüğümüz manzaralar olduğunu kabul edebiliriz. Bazen günlük güneşlik, bazen yağmurlu, bazen bir deniz kenarı, bazen yemyeşil bir orman , bazen susuz yapraksız kurak bir toprak, bazen dağ taş tepe, bazen fırtına, bazen kar... Gerçekten de böyle değil midir? Üzüntüler, sevinçler, hüzünler, neşeler, mutluluk, can acısı, kavgalarımız, özlemler, kavuşmalar...

24 Ağustos 2013 Cumartesi

SENDE KALDIM

                         
 
                 Belki zamansızlığı çekiciliği bunu o zaman bilmeme imkan yoktu, samimiyetsiz bir kalabalığın içinde sahte gülücükler dağıtanlar, herkes önemli edasıyla salınırken ortalarda, bir sen orada değildin bir de ben. Sanki onca insanın arasında bir sen bir ben almıştık hüzünden nasibimizi, yükselen seslerden duyamıyorduk sessizliğimizi . Nihayetinde son bulan gürültü sadece bizim duyabildiğimiz bir sese bırakmıştı yerini. Bir süre çözmeye çalıştım, içimdeki benle çok daha öncelerden gelen tanışıklığını. Sanki aramızda kimselerin bilmediği bir sır vardı ,sende buna gönüllü ortak oluyormuşsun gibi. Anlayamamıştım herkes yabancı bir sen yakın, en yakın. Bu yakınlık önce ruhumu okşamış sonra korkutmuştu . Vazgeçtim düşünmekten neden vazgeçtiğimi bilmeden. Uzaktın aslında en uzak.

MÜKEMMEL OLMAYA GEREK VAR MI?



              Sürekli eksiklik hissiyle yaşamak, devamlı olmayan yanı görme ve bu yönde performans sergilemek ne kadar yorucu, ne kadar yıpratıcı.Yetersizlik duygusunun yarattığı depresif tavır hem çevresi hem kendisi için büyük bir kabus insanın. Daha iyisini yapma arzusuyla daha iyisini yapamama korkusu savaşır durur. Tabi bu durumu çok ince çizgiyle ayırmak gerekiyor her şeyi hakkıyla, elinden geldiğince titizlikle yapmaya çalışmakla; yaptığınız her şey de problem bulmak ,stres yaşamak sürekli bir kusur bulmak, gerilmek arasındaki farkı bilmeli.