9 Aralık 2015 Çarşamba

SEYRÜSEFER




Yarından umutlanma
yanan gemilerin ateşini
ışıldak sanır kıyıdan bakanlar
mutluluk payından feragat eder
aşkı sonraya bırakanlar.

14 Ekim 2015 Çarşamba

GÖRMEK


    Doğduktan bir süre sonra gözleri açılmadı ve iltihaplandı, gözleri açılsın diye bir sürü tedavi yaptık; kaç kere öldü, ölmek üzere dedik ama hep yeniden hayata tutundu. Şimdi diğer kedilerden bir farkı yok hatta hepsinden iyi duyuyor. Ayak sesine göre insan ayırıyor.  Hareketlerini izlediğinizde görmenin ne demek olduğunu bilmediği için üzüntüsünü ya da eksikliğini de hissetmediğini fark edersiniz.. Belki de tüm kedileri kendisi gibi sanıyor.
Görebilmenin nimetini yaşamadığı için yokluğu onun için bir şey ifade etmiyor. Yemek yiyor, uyuyor, oynuyor ve kokuyla yolunu buluyor. Akıl yürütemediği için sahip olduklarıyla en iyi haliyle yaşamını sürdürmeye devam ediyor.

20 Eylül 2015 Pazar

IŞIĞINDA KAYBOLANLAR



    O gece kendi ışığını aramaya çıkacaktı. Belirlediği haritada yapılması gerekenlerin durak noktaları belliydi.Her yerin ve her rengin farklı anlamı vardı. Gücüyle zaaflarının savaşı acımasızdı. Her zaman galip gelen gücü bu sefer onu en zayıf yerinden yakalamıştı. Hissettiğini anlamakta zorlanıyor, korkuyla karışık bir pişmanlık yaşıyordu. Kendisiyle vedalaşma zamanı gelmişti.
    Uzun bir süre yürüdü Yıldız; ıssız, ağaçlı, göl kenarı bir yere geldi. Dizlerinin üzerine oturdu ve gözlerini karanlıktaki ışığa dikerek '' geldim işte '' dedi. ''Gel '' dedi bir ses, Yıldız yavaşça girdi suya, gözden kaybolana kadar yürüdü. Aslında bitti sanıldığı yerde başladı  hikayesi.

4 Eylül 2015 Cuma

ÇIĞLIK

çığlığım sessizliğimde boğuldu bir sabah nedensiz,


geçer dedim kalmaz tazeliği,
yaranın yerine göre telafisinin değiştiğini unutmuşum.

 dayandığım dağların naifliği ruhumda, sonsuz kabullenmenin tesellisi
ne geri sarar pişmanlıkları ne şans tanır yeniden yaşamaya.

hele de suçluluk denen ucu kanlı bıçak oyar yüreği tam da en sızlayan yerinden
ne dönebilirsin artık
ne gidebilir
bir yanın eksildi işte hasarlı kaldı duyular.

BEN GİBİ SEN GİBİ BİZ GİBİ




        Evlat edinmek üzerine konuşuyorduk. Kendi canından olmayana yapacağın fedakarlığın  daha fazla olacağına ve çok özverili davransan bile,  hüsranla sonuçlanabileceği olasılığının daha fazla olduğuna inanıyordu. Hatta buna hassasiyet, hassas düşünme diyordu. Bana göreyse bu verdiğin emeği alamama korkusuydu.

VİCDAN





       Bildik bileli dünya toprakları üzerinde kan dökülüyor. Siyah beyaz, gece gündüz, iyi kötü, vicdanlı vicdansız, duyarlı duyarsız, aptal zeki... Bir sürü insan var oldu ve gitti. Yenileri geliyor ve hala birileri gidiyor. Çok şey gelişti ilk insandan bu yana kat kat binalar, uçaklar, telefonlar, bilgisayarlar yeni çağ uzay çağı.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

KİŞİSEL GELİŞEMEME



        Yüzyıllardır insanlığın gelişmesine, ilerlemesine karşın; insani sorunlar olduğu gibi kalmıştır. Aşk, hırs, bağlılık, sadakat, iyilik, kötülük, mutluluk, kıskançlık... Ve daha bir sürü duygusal durumlar hala bir çoğumuzun hayatında sorun teşkil edebiliyor. Çok eski çağlardaki kişisel sorunlar, kabuk değiştirerek, aslında özünde aynı olduğu gibi duruyor. Çağımızın vebası mutsuzluk ve memnuniyetsizlik bence.
     

28 Ağustos 2015 Cuma

GÜÇLÜ OLMAK


          Güçlü olmak kişiden kişiye değişen bir algı, kimine göre sağlam bir karakter, kimine göre başarı, kimine göre kariyer, kimine göre para, kimine göre ün ya da  F hiç biri değil ? Bence F, çünkü  güçlü olmak için esas alınan hiç bir olgunun, yaşamanın temel hedefi olduğunu düşündüğüm iç huzuru vermediğini biliyorum.

MUTLULUK




          Mutlululuk, yaşamın sihirli kelimesi... Hemen hemen herkesin en önemli yaşamsal hedefi. Bulmak için ararken kaçırılan bir şey belki de kim bilir? Ya da herkese göre değişkenlik gösteren bir ruh hali.Hayattaki hedeflerinin gerçekleşmesi halinde kendine sunduğun bir ödül gibi çoğu zaman, ama gerçekte öyle mi?

8 Ağustos 2015 Cumartesi

HAYIR'DA VARDIR Bİ HAYIR





          Yapmak istemediğim her şey için 'hayır' demeyi öğrenmeliyim diye, kendi kendine söylenen ama nedense bir türlü yapamayan insanlar ne kadar da fazla. Çünkü yumuşak karnımızdır 'hayır', hatta olumsuzluk , geri çevirme, kırma gibi de algılanır.  Bazen bir siteme, bazen buruk bir yüze, bazen tatlı bir dile kurban gider. Oysa ne sitemle gönül kazanılır, ne istemeden yaptığının hayrı olur. Etrafındaki herkese, sevdiğin her şeye olan saygının ve sevginin kendine verilen değerden geçtiğini bilmeli insan.

21 Şubat 2015 Cumartesi

ANLAMAK



            Anlamak! Ne büyük kelime.Neyi, nasıl doğru şekilde anlamak mümkün ki ? Aklını zorlar bilinmez, bilinmezliğin sınırsızlığı. Hoş bilmek mi iyi bilmemek mi? Bilmek neyi değiştirir ki? Anlatılanların ne kadarı doğru ne kadarı farazi? Ama sen nasıl düşlemek istersen ya da neye inanırsan gerçek o. İnanmadığın bir şeyin var olması ne derece etkileyebilir ki duygularını? Ya da bilmediğin bir durumun hayatında yaratığı tahribat ne derece olabilir ki?