23 Ekim 2013 Çarşamba

KEŞİF



    Yaşanmışlıkların üzerini örterek ilerliyor zaman ya da belki de duruyor biz ilerliyoruz. Büyüyoruz, büyüdükçe birikiyor dünler, gönül sandığını doldurur gibi anılar seçiyoruz. Ama öyle bir an geliyor ki eski fotoğrafları karıştırır gibi karıştırıyorsun, düşünüyorsun sevinçlerini, üzüntülerini, heyecanlarını, korkularını, hayallerini...



     Kendini tanıyor, keşfediyor, anlıyor insan . Siyah beyaz  gördüğün her şeye griler, renkler karışıyor. Duygularını tartmayı, onlarla baş etmeyi, aklı, ilmi, dünyayı öğreniyorsun en önemlisi de erdem sahibi olmayı.
 
   En önemlisi diyorum çünkü yaşamın evrensel yasalar ve kusursuz bir denge üzerine kurulu olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle insanların sadece ihtiyaçları için yaşamalarını değil de, mana ve maneviyatta yatan  benliklerini bulmakla, geliştirmekle mutluluğa kavuşacağına, kimsenin kimseyle bir derdi olmadığına, özümüzdeki saf iyilikte insanın kendi anlamını bulması için çıktığı bir yolculuk olduğunu hayatın ve o özü korumamız gerektiğine inanırım.
   
    O zaman hayattan, acıdan, üzüntüden korkmaz insan yaşadığı her güçlüğü o anla sınırlı olduğunu bilir geçecektir her şey gibi. Bu nedenle ne yaşadığın değil ne olduğunuzdur önemli olan;

Sevgiyi ruhunla bütünleştirmek...

Saygıyı formaliteden arındırarak varlığa, var olmaya yakıştırmak,

Yalandan, riyadan uzak olmak her  koşulda,

Ayıplamadan, kınamadan, yargılamadan yardımcı olabilirliğinde düşünmek,

Hiç bir şeyin tesadüfen var olmadığını ve sebebinin olduğunu anlamak,

 Sıkıştığında, zorlandığında manevi gücünle mücadele etmek,

    Kötülüğe bulaşmadan temiz tutmak kalbini ki bu iyi kalabilmenin en zor yanıdır, bir yerine bulaştırmadan kirlenmeden temiz kalmak zor iştir fark edip temizlersin ama akıl ve öz eleştiri ister. Farkındalık ister, emek ister, arzu ister, niyet ister, hoş görü ister, vicdan ister...

Zordur ama güzeldir,

Hesapsız, pazarlıksız sevgiyle dik duran, aşırıdan uzak, nefsini aşmış bir güzellikle bakmak dünyaya.
   
Olgunlaşmayı, gelişmeyi, medeniyeti, ruhsal güzelliği, insanlığı; ister inançla, ister ahlakla, ister bilimle, ister felsefeyle neyle başarabiliyorsan iç huzur oradadır.
 
 Suçluluk hissetmeden, olumsuz duygulardan arınmış, sevgi bağıyla güçlenmiş bir benlikle,

parçalara bölünmüş hayatı değil, bütünü görebilmek mesele.



   
     

 
   
   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder