14 Ekim 2015 Çarşamba
GÖRMEK
Doğduktan bir süre sonra gözleri açılmadı ve iltihaplandı, gözleri açılsın diye bir sürü tedavi yaptık; kaç kere öldü, ölmek üzere dedik ama hep yeniden hayata tutundu. Şimdi diğer kedilerden bir farkı yok hatta hepsinden iyi duyuyor. Ayak sesine göre insan ayırıyor. Hareketlerini izlediğinizde görmenin ne demek olduğunu bilmediği için üzüntüsünü ya da eksikliğini de hissetmediğini fark edersiniz.. Belki de tüm kedileri kendisi gibi sanıyor.
Görebilmenin nimetini yaşamadığı için yokluğu onun için bir şey ifade etmiyor. Yemek yiyor, uyuyor, oynuyor ve kokuyla yolunu buluyor. Akıl yürütemediği için sahip olduklarıyla en iyi haliyle yaşamını sürdürmeye devam ediyor.
Aslında gelmek istediğim konu neyi kaybettiğini bilmediğinde ya da sahip olmayı bile hayal edemediğin bir şeyi kaybettiğinde acı çekmediğin. Hayvanların duygusal olarak insanlardan farklı olmadığını düşünüyorum. Onların da bizim gibi hisleri var sadece bu hisleri akıllarıyla yönlendiremiyorlar. Yönlendirebilme şansları olsaydı bu kadar az şeyle bu kadar mutlu olabilirler miydi bilmiyorum? İnsanların sahip olabileceklerinin akıl merceğinde sınırı olmadığı için , yetersizlik duygusu onları büyük acılara sürükleyebiliyor. Hali hazırda ne olsa eksik bir şeyler bulabiliyorlar. Kriterlerimiz, olurlar, olmazlarımız var. Kendimizle çeliştiğimiz ve eksikliğiyle baş edemediğimiz durumlar. İnsanoğlu her şeyi olması gereken bir şekle sokup , o şekliyle oldurmaya çalışarak ve her şeyin elinde olduğunu sanarak; dengede asla değiştiremeyeceği her şeyi değiştirmeye çalıştığı yönde sınanarak ödüyor.
Bütün önceliklerini, hayatını, sahip olmak istediklerini ve kendine görev edindiklerini düşün. Çocukluğunda sana empoze edilenlerden başlayarak, kendi duyguların doğrultusunda oluşturduğun hedeflerini düşün... Kaçı hayatında mutlu olmak üzerine kuruluydu. Ne kadarı sendin? Ne kadarı kabul görüyordu hislerinde? Hayatını hayattan beklentilerini almak üzerine kuran insanların, bir süre sonra almanın ümidiyle verdiklerinin haklı alacaklı konumu, kendi üzerine kapıyı kapatmaktan farksız. Yeterince almadan gerçekten vermeyeceğinizin bilincini ruhunda oluşturmadan asla hayattan bekledikleri şefkati bulamazlar. Kendine rağmen bunu başarmak, kendine rağmen diyorum çünkü sen değişmeden hayatın da değişmez. Belki de en çok söylediğin şey ''ne yapsam olmuyor'' çünkü değişmek dışında her yolu istediğini oldurmak için denedin. Çünkü isteklerin olunca başarmış olma duygusu, istediklerine kavuşmanın duygusu tüm eksikliğini kapatacak sanıyorsun. Oysa çizdiğin çerçeve sadece bir fotoğraf. Ya o fotoğrafı görecek her şey yolunda sanacaksın ya da o fotoğrafa bakacak kendini bulacaksın. Görmekle bakmakla arasındaki fark gözlerle ilgili değil tamamen hislerinle alakalıdır. İçinde mutlu hissetmediğin fotoğrafta gülümsemekten farksızdır. Yani hayatını olmasını istediğin şekliyle görüyorsun ama gerçekten bu ben miyim diye içine bakamıyorsun. Asıl körlük görmemek değil, hissedememektir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder