Sevmiyorum kendimi anlatmayı, kendimi anlatırken yabancılaşıyorum kendime, büyük afilli cümlelerin ardına gizlenmiş birer beden gölgesiyiz ve aslında neyiz dersek '' O '' değiliz. Zamanla ve yaşadıklarıyla değişiyor insan. Hissettikleriyle farklılaşıyor.
Hayatın anlamını çözmeye çalıştığım hatta tam da buldum dediğim zamanlarda bile yeni bir benle tanışıyorum. Bazen de o hiç bir şeyi bilmediğim noktaya geri dönmüş buluyorum kendimi. Tekrar başa saran film kareleri gibi. Yaşadığım her anın yaşattığı duyguları tekrar geçiyorum. Öyle anlarda ait olma, ait olamama duygusu kurcalıyor beynimi. Sonra uzun ve soluksuz yolculuklara çıkıyorum düş bahçemde.
Ait olmak ait hissetmek ne demek bilmiyorum. Aslında ömür denilen şeyin bir kendine varma yolculuğu olduğunu ve herkesin kendi yolculuğunun sonunda vardığı yere ait olduğunu düşünüyorum. O yüzden anlamsız geliyor kalıplaştırmak, kategorize etmek, isimlendirmek, şekillendirmek. Çünkü yolculuk hissettiklerinizin ne kadarını yaşaya bildiğinizle ilgileniyor sadece. Ne olduğundan çok ne kadar sen olabildiğin ile ilgili bence.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder