25 Ağustos 2017 Cuma

Yol

İlk defa uzun yola çıkacağımız için heyecanlıydım, aslında seni ilk  gördüğüm andan itibaren bütün yolları seninle gitmek istiyordum. O telaşsız, dingin halin bir yandan güven verirken gizemin de ürpertiyordu. Ama yine bildiğim tek yol o yol tek hissedebildiğim şey hayatta bundan daha çok hiç bir şeyi istemediğimdi.
Ben kendi uydurduğum hikayeleri anlatıyordum nefes almayı unuturcasına durmadan, o zamanlar efsanelere takılmıştım gerçekten yaşanmış mıdır diye? Çocukluğumu, gençlik yıllarımı, korkularımı sıkıştırıyordum hikaye aralarına sense sadece bakıyordun, çok güzel bir manzarayı izler gibi. Ne yol kenarlarında açan çiçekler, ne bizimle yol alan bulutlar umurumuzda; görmüyorduk ve hatta sen duymuyordun bile. Zaman yok, mekan yok sadece yol var. Arka planda çalan şarkılar sanki geleceğin habercisi gibi, yolun bilinmezliğini örtercesine umut ekiyordu yüreğimize. İlk defa o yolda öğrendim için ısındıkça karda bile üşümeyeceğini, o yolda öğrendim aşkın kör dövüşçü gibi her karanlıkta görebileceğini. Varışların değil asıl önemli olanın yolculuğun olduğunu ve aşkın asla varılamayan bir yer olduğunu. Çünkü  bir seyir haliydi aşk. Yeni yerler keşfettiğin ama her yeni yerde yeni şeyler öğrendiğin. Mesela uzun uzun bir boşluğu seyredip mutlu olmayı öğrendim. Sessizliğin şifasını , doğanın dilini. Ve aslında yuva denilen şeyin betonlardan, tahtalardan yapılmadığını da öğrendim göç eden kuşlara baktıkça. O sımsıkı elini tutan sevginin, kendin olabilmenin ve canım böyle istedi diyebilmenin verdiği güvenmiş yuva. Yuva tüm yolları sonsuza denk gidebileceğin yol arkadaşımmış, kahkahalarım, hüzünlerim, bekleyenlerim, özleyenlerimmiş...

2 yorum:

  1. Gittiğimiz hedef kadar, hedefe giderken katettiğimiz zaman da çok güzel, işte bu yüzden tır şoförü oldum. (Gayet ciddiyim, en azından bunu yazarken gülmedim.) Tadını çıkarmak lazım yaşadığımız anların. Ama sen unutmuş gibisin buraları. Soğuk kül kokuyor bu güzel blog. Yazmaya devam etsende okuyacak birşeyler bulsa insanlar...

    YanıtlaSil