8 Eylül 2013 Pazar
AŞK
Mevsimler gibi değişti duyguların da iklimi. Artık bir duygu durumundan diğerine geçiş saniyeyi bulmuyor; belirsizlik çoğaldıkça onu yok etme çabası da artıyor, tuhaf bir kısır döngü. Bir adım ilerleyebilmenin tek yolu gibi duruyor AŞK. Onu arıyor, onu istiyor, onu bulamıyor aslında onu beğenemiyor herkes.
Çünkü sorun, aşkı yaşamayı bir türlü bilememek. Kalıplaşmış istekler, şartlı beklentiler, tatmin olmayan ego, hırçınlık, kıskançlık, sahip olmakla sahiplenmenin karışması, güvensizlik... Yani bütün kişisel sorunlarını ilişki üzerinden çözmeye çalışmak. Kıskanılmayı çok sevilmek olarak anlamak, karışılmasını sahip çıkmak gibi düşünmek, güven oluşturmak için denetlemek, sürekli ilgi için sudan bahanelerle kavgalar yaratmak, hele en kötüsü sevmediğim yönlerini törpülerim, zamanla değişir gibi kendini kandırmalar. Tıkıştırmaya çalıştıkça kaybolan duygular. Aslında kimse kendi istemedikçe değişmez, yaradılışımızdan gelen benlik duygusundan, alışkanlıklardan, öğrenilmiş kalıplardan, üzerine yapışan etiketlerden, özümüzden... Her neyse, olduğu gibi, nasılsa öyledir sevgi şekil aramaz, kalıba sığdırılmaz. Zaten olduğu kişi olarak kalbinin kapısını açabiliyorsa girebilir ya da seni gerçekten sevebilmesi için olduğun gibi sevebilir. Ve öylelikle bir yer açar gönlünde sevdiğine istediği kadar kalabileceği, istemediğinde gidebileceği. Zorlamasız, dayatmasız, ben demeden. Şartları, kuralları kendinden doğan, sadece hislerle şekil bulan. Bazen tüm bildiklerini unutur insan yeni yeni tarifleri çıkar içinden, ister yeniden doğuş de ister doğum; bazen sancılı bazen tüy kadar hafif AŞK.
Yazılışı aşk ama, uzunca söylemek gerekirse akıl, şeffaflık ve kalp diyorum ben, çoğumuzun düşündüğü gibi ayakları yerden kesen, aklı havalara uçuran, kalbi güm güm attıran bir şey adrenalini yüksek, hatta aşk başka sevgi başka tutku başka diye ayırarak bir arada asla olmayacakları anlayışı. Neden olmazsa? Bilmediğin bir suya yavaş yavaş girmek gibi hem ürpertiyor hem istek uyandırıyor. Alışmak, algılamak zaman alıyor ama duruma ısınmaya başladıysanız içine doğru çekmeye başlıyor sizi. Yazılırken düz ama yaşanırken tersten gidiyor olaylar önce kalp giriyor devreye sonra şeffaflık ( dürüstlük ve güven sağlam temeli ) ve aklınız size hişt diye seslenip uyarmıyorsa yani kalbiniz doğru yoldaysa sevgi de katılıyor. Tüm yolları hep seninle yürümüş gibi his. Anlatmaya, izaha gerek duymadan kendinle konuşur gibi , kendini sakınır gibi hepsi biraz var içinde sevgi, tutku, dostluk, şefkat, merhamet... Ve bundan keyif alıyorsanız , sonrası sadece yaşamak.
Ve bir gün biri sizi, sadece siz olduğunuz için severse ve sizi yaşamak istediği için sizinleyse AŞK odur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder