31 Ağustos 2015 Pazartesi

KİŞİSEL GELİŞEMEME



        Yüzyıllardır insanlığın gelişmesine, ilerlemesine karşın; insani sorunlar olduğu gibi kalmıştır. Aşk, hırs, bağlılık, sadakat, iyilik, kötülük, mutluluk, kıskançlık... Ve daha bir sürü duygusal durumlar hala bir çoğumuzun hayatında sorun teşkil edebiliyor. Çok eski çağlardaki kişisel sorunlar, kabuk değiştirerek, aslında özünde aynı olduğu gibi duruyor. Çağımızın vebası mutsuzluk ve memnuniyetsizlik bence.
     
       Öyle ki evlenen de mutsuz, bekar kalan da; başarılı olan da mutsuz başarısız olan da; zengin de mutsuz fakir de... İşin trajedisi herkes ne olsa ya da olmasa mutsuz. Olunca olandan mutsuz , olmayınca neden olmuyor dan? Sürekli mutsuzluk nedenleri yaratıyor bünyeler. Eskiden gel bir kaç kadeh içelim ya da anlat bana açılırsın ile halledilen sorunlar artık Quantum fiziğiyle, evren enerjisiyle, yogayla, melekleri emrine sunmakla ( kendi hizmetinde melekleri olan da var şaşırmayın ) bile çözülemiyor. Galiba sorunlar teknolojik erozyonla birleşince çözümleri de zorlaşıyor. Bu kadar karmaşıklığa gerek var mı derseniz? Bu kadar net ve sonlu bir zaman diliminde yaşıyor olduğumuzu düşünürsek saçmalık. İnsanları arayışa iten şey kendilerini bulamamalarında saklı. Hep yanlış yerden başlıyoruz, daha çocukluktan itibaren önce dünyayı çevreyi tanıyıp mutluluğu sebepler yada kişilere  bağlayıp, istediğimizi bulamayınca çaldığımız kapı  kişisel gelişim oluyor. Geç kalmışlığın verdiği panikle bir sihir bir mucize ya da kolay yoldan kendine kavuşma isteyince devreye giren pazarlama teknikleriyle teorisi oturmamış pratikle cebelleşen yeni bir kuşak. Öyle ki artık duygularına bile hükmetmeye çalışır durumda. İyi hissedersem iyi olacaktan hayır sen iyi hissettiğin için iyi' ye bir türlü geçememe hali hakim. Aman olumsuz sözcük kullanmamalıyım hayatıma döner endişesiyle yeni robotlar ( ki sözcüklerin gücüne çok inanırım) yayılıyor. Aslında olumlu, olumsuz diye bir şey yok her şeyin zıttı var dengede.
          Doğa sana tüm yolları hemde doğal rutininde iken gösteriyor. Önce izlemeyi keyfe dönüştür, sonra anlamaya çalış sonrasında kendinin bir parçası olduğunu kabul et. Bu kadar net ve kısa ama uygulaması ve hayata geçirmesi zor. Eğer bir yerlerden başlamaya niyetlenirsen, 
  • Önce kendini olduğu gibi kabul etmelisin, hatalarınla, doğrularınla, bildiklerinle ve bilemediklerinle
  • Kendine dürüst ve tarafsız olmalısın, bir insanın kendine yapabileceği en büyük haksızlık kendini kandırması, içinde milyonlarca ses yankılanırken özünün sesini duyamazsın.
  • Etrafındaki ya da dünyadaki hiç bir şeyi değiştirmeye, kendi isteğin gibi yapmaya çalışma. Senin ne kadar sen olmaya hakkın varsa sen beğenmesen de onların da buna hakkı olduğunu unutma! Ki zaten istesen de yapamayacağın bir şey.
  • Yaptığın her şey seni bağlar bu hayatta en yakının olanların dahi payı yoktur. Yaptığın her şeyi sen istediğin için yapmışsındır. Yaptıklarının sorumluluğu sadece sana aittir. Sonuçlar istediğin gibi olmasa da sana aittir. Olumsuz sonuçları da olumlular kadar kabul edebilmelisin.
  • Doğayla bir uyum içinde olduğunda, onu koruduğunda ve saydığında ( yaşayan her hücre için ) bir parçası olduğun doğa seni sever ve sayar.
  • Önceliklerini başkalarına ya da sana sunulan yaşam tarzına göre belirleme. Daha insani ve evrensel prensiplerin olsun bunlar hem sana katacaktır hem de hayatındaki tıkanıklığı açacaktır.
  • Sahip olmakla, birlikte olmak arasındaki o incecik fark; birinde yetinmezliktir diğerinde ise uyum getirir. Sahip olma arzunu yen.
  • Karamsar olma, bu zamana kadar yaşadığın onca güzel şey sana rağmen oldu. Yeni olacak güzel şeyler için heyecan duy ama üzücü olanlardan kaçma. Hayatın sunduğu acı ve tatlı ne varsa dengedir. Ve denge akıştır. Akış mutluluktur.
  • Hayatında keyif aldığın şeylere öncelik ver, hatta her gün yaptığın her şeyden keyif almaya bak.( her gün sıradan yaptığın çok basit bir şeyi, bir an bile olsa bir daha yapamayacağını düşün ve seni ne kadar zorlayacağını, o zaman rutinden bile keyif almak kolaylaşır )
  • Daha çok şükret, daha çok neşelen!!! O an güzel olan bir şey olmasa bile her an olabileceği ihtimalini düşün.
              Ve en güzel şeyi belki de yaşamın, her istediğin  için '' neden olmasın '' diyebilmesi. Aynada ne görüyorsanız o olun dengede size payınızı versin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder