4 Eylül 2015 Cuma

ÇIĞLIK

çığlığım sessizliğimde boğuldu bir sabah nedensiz,


geçer dedim kalmaz tazeliği,
yaranın yerine göre telafisinin değiştiğini unutmuşum.

 dayandığım dağların naifliği ruhumda, sonsuz kabullenmenin tesellisi
ne geri sarar pişmanlıkları ne şans tanır yeniden yaşamaya.

hele de suçluluk denen ucu kanlı bıçak oyar yüreği tam da en sızlayan yerinden
ne dönebilirsin artık
ne gidebilir
bir yanın eksildi işte hasarlı kaldı duyular.


neden niye bilmem ama
hep düğüm biriktiriyor insan boğazında
 benliğim geri dönüş yolunu kovalayacak defalarca
o tutamadığım elin bükecek belimi,
ve sen hiç bilemeyeceksin
zaten bilmediklerini.

bir zaman sonra , hesaba çekecek hikaye kahramanını;


karanlığın boyutu ile sınanacak her umarsız tavır,
bir olacağız o görünmezlikte,
can olacağız yeniden belkide
bildiğimiz ne varsa silinecek hafızalarda var olmanın yükü kalacak
o tenhada duyacağım
o tenhada hatırlayacağım tüm görünmezliği.

o gün gelene dek ,
açmaya devam edecek çiçek
hayatın geçici avuntusuyla oyalanacağız
kendine borçlanır yok sayan, hep nasılsa zaman var diyerek.

hani düşün
bilerek yaşamak gideceğini,bilerek sevmek kaybetmeyi
 yüzebilmek o sonsuz derinlikte
şükretmek dalında büyüyen her meyveye,
ve minnet duyabilmek canı gönülden seyre.


hani düşün,
yaşamanın nedenini ve biriktirdiğin tüm vazgeçilmezliği
anlamsız kalır ya sığamadığı bedeninden ayrılınca
 öğrendim geleceği inşa edemeyeceğimi
başkaları durmadan yıktıkça.



şimdi huzurla uyu,
seyret uzaktan
ne seninle ne sen yokmuşsun gibi,
senin bildiğin bizim çözemediğimiz bilmeceyi
tekrarla
yeniden bağışla sevgini
yeniden bağışla hayatı
yeniden bağışla maviyi
yeniden, yeniden...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder